BÖLÜM: - 
‘Vücudunuz dile gelmesin’

‘Vücudunuz dile gelmesin’

Dr. Yasemin Elgün “Sorunlarınız varsa psikolojik destek almakta geç kalmayın ” dedi.

“ Avrupa’da Başarıya Koşan Doktorlarımız”ın bu sayıdaki konuğu Psikiyatrist Dr.  med. (TR) Yasemin Elgün oldu. İzmir Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Elgün’ün ilginç bir başarı öyküsü var. Aslen İzmirli olan Elgün fen bilimlerine büyük ilgi duyunca lise eğitimi için sınav sonucunda Isparta Fen Lisesi’ne kaydını yaptırır. Amacı ‘bilim insanı’ olmaktır. Lise eğitiminin ikinci yılında TÜBİTAK’ın düzenlediği “Ulusal Proje Yarışması”nda Türkiye ikinciliği derecesini alır ve 2007 yılında bir aylığına biyoloji alanında araştırmalar yapmak üzere Türkiye’yi uluslararası alanda temsilen ABD’ye gönderilir. Liseyi üstün başarı ile bitiren Elgün tıp eğitimini İzmir’de tamamlar. Tıp eğitiminin son yılında ise ‘Erasmus’ öğrenci değişim programı çerçevesinde 2012-13 yıllarında 5 aylığına Almanya’ya gelir. Bu süre içinde daha önce hiç bilmediği Almancayı öğrenmeye başlayan Elgün, bu programı tamamlayıp Türkiye’ye döner. Okulunu bitirip mezun olduğu dönemde Almanya’dan davet alır. Bu kez hekim olarak çalışması istenmektedir. Dr. Elgün ile şu an görevli olduğu Uniklinik Giessen, Klinik für Psychiatrie und Psychotherapie merkezinde görüştük.




***

Almanya’ya çalışmaya gelişinizi anlatır mısınız ?
5 aylık Erasmus programını tamamlayıp İzmir’e döndüm. Mezun olduktan sonra Almanya’dan iş daveti alınca, hiç düşünmeden kabul ettim. Zira 5 aylığına gelmiş olduğum Almanya’nın sağlık alanındaki başarısı beni büyülemiş ve oturmuş bir sağlık sistemine sahip olması cezbetmişti. Bundan dolayı gerekli meslek izinlerimi aldıktan sonra Almanya’ya geldim ve Bad Nauheim’da Psikosomatik bölümünde bir müddet çalıştım. Tabi bu arada Almanca kurslarına devam ettim. Bu mesleği Almanca dilinde layıkıyla yerine getirebilmek için gece gündüz çaba sarfettim. Sonuç olarak Almanca dil yeterliliği ve tıbbi yeterlilik sınavlarını geçip, 
diploma denkliğimi hak ettim. 2015 yılında Giessen Marburg Üniversite Hastanesi (UKGM) Psikiyatri Kliniği’nden teklif aldım. Üniversite hastanesine başladıktan sonra da, haftada bir gün anadilinde tedavi olmak isteyen hastalarımız için faydalı olacağını düşündüğümüz “Türkçe Konuşma Saati” Poliklinik hizmetlerinin yürütücüsü olarak görevlendirildim. 2,5 yıldır görevime devam etmekteyim. Türkçe konuşan hastalar kadar başta Alman olmak üzere, diğer milletlerden de hastalarım bulunmaktadır.

Fakat şu bir gerçek ki, vatandaşlarımız ister birinci nesil isterse burada doğup büyümüş olsunlar, konu psikiyatrik tedaviye gelince, kendi kültürünü bilen doktorlara gitmeyi tercih ediyorlar.

Bir psikiyatrist olarak buradaki vatandaşlarımızın temel sorunu olarak ne görüyorsunuz ?
Her ne kadar psikiyatrik bir belirti olarak gözükmese de ‘Ağrı’ derim. Şöyle ki vatandaşlarımızın büyük bir kısmı vücutlarında ağrılardan şikayet etmekte. Çeşitli tedavilere rağmen geçmeyen ve yeri tam belliolmayan ağrılar. Vatandaşlarımızın çoğu çeşitli tetkiklerden geçmelerine rağmen, beden sağlığı açısından sorunlar tespit edilememekte ve ağrıların kesin sebepleri bulunamamakta. Son çare olarak da vatandaşlarımız psikiyatri kliniklerine havale edilmektedir. Fakat şunu da üzülerek belirtmek isterim. Toplumumuzda sadece dil sorunundan değil, psikiyatriye karşı var olan yanlış algıdan da ötürü, bir çok vatandaşımız psikiyatrik tedavilerden kaçmaktadır. Ta ki en son aşamaya kadar. Tabi bu aşamada da “vücut dile gelmekte”. Bunu şu şekilde açıklayabilirim, yıllarca dil yetersizliği, toplum baskısı vb. nedenlerle psikiyatrik sorunlarını yeterince ifade edemeyen vatandaşlarımızda, ağrılar kronikleşen depresyonun bir belirtisi olarak ortaya çıkmakta. Bu sebeple de bize başvuran hastalarımızın çoğu psikiyatrik tedavilerle ağrı sorunlarına büyük ölçüde çözüm bulmakta. Buradan şunu söylemek istiyorum. Tedavi için son anıbeklemeyin. Geç kalmadan tedavi olun.psikolojik tedaviden bir çok vatandaşımız kaçmaktadır. Ta ki en son aşamaya kadar. Tabi bu aşamada da “vucut dile gelmekte”. Buradan şunu söylemek istiyorum. Tedavi için son anı beklemeyin. Tedavi olun.

  YILA MUTLU BAŞLAYIN           

Mutlu bir 2018 yılı için önerileriniz...

Vatandaşlarımızın mutlu olabilmeleri için öncelikle hayatın güzel yönlerini görmelerini ve gündelik hayatın küçük ayrıntılardan zevk almayı öğrenmelerini tavsiye ederim. Kendilerine ve kendilerini mutlu eden aktivitelere zaman ayırsınlar. 

Mutlu bir evlilik için neler yapılmalı ?  
Öncelikle aile bireyleri birbirini dinlemesini bilmeli. Unutmamak gerekir ki mutluluğun yolu iletişimden geçer. İletişimin olmadığıyerde mutluluk olmaz. Eşlerin öncelikle birbirlerini dinlemeleri, sonra da birbirlerinin görüş ve düşün-
celerine saygı göstermeleri gerekmektedir. İçinden çıkılamadığı sorunlar olduğunda da aileler için oluşturulan psikolojik destek birimlerinden yardım almak için başvurabilirler.

  SÖZ GENÇLERE GELİNCE       

Hemen hemen her anne babanın ortak korkusu oğlumu-kızımı uyuşturucudan nasıl korurum ?

Öncelikle anne babaların çocuklarını sahipsiz bırakmamaları ve çocuklarına zaman ayırmaları gerekmektedir. Bütün bunların yanında, çocuklarını dinlemeleri çok büyük önem taşımaktadır. Unutmamak lazımdır ki, gençleri uyuşturucuya sevk eden en  büyük neden yaşanan sıkıntıların sorunların kendi içlerinde aşılamaması. Anne babalar çocukları ile sürekli diyalog halinde olur iseler bazı sorunları aşmaları kolay olmaktadır. Bu bakımdan gençlerle sürekli diyalog halinde olunmalı.

            KÖTÜ ARKADAŞ                       

Neden uyuşturucu tercih edilmekte ?

Bazı gençlerin yaşadığı sorunlardan uzaklaşmak, onlarla kısa süreliğine de olsa unutarak baş etmek için uyuşturucuya yöneldiğini söyleyebilirim. Uyuşturucu kötü bir arkadaştır. Yaşanan sorunlardan bir nevi kaçış metodudur. Sorunlu gençler tarafından alınan ilk doz uyuştucu ilgi çekmekte. Daha sonraki aşamalarda ise bu istek sürekli artmakta. Ve günden güne alınan uyuşturucunun dozu artık ihtiyaca cevap vermemektedir. Kullanıcılar tarafından ne kadar küçümsenip inkar edilse de, işte bu belirtiler bağımlılığın habercisidir. Ne yazık ki bağımlılık, başta sosyo-ekonomik zorluklar, psikotik tablolar ve ölüme kadar varabilen geniş bir çerçevede kötü sonları hazırlamaktadır. 

       ÇEVRE FAKTÖRÜ DE ETKİLİ           

Ayrıca bu konuda çevre de çok önemli. Yanlış arkadaş çevresi, onlara özenme, gençlerin bu tarz grupların içine girerek kendilerini ispat etme isteği, uyuşturucu alışkanlığının edinilmesinde maalesef yine büyük bir etkendir.

Çocuğunun uyuşturucu kullandığını anne babalar nasıl anlayabilir ?

Çocuklarını gözlemlemeli. Davranışlarını, onları tedirgin etmeden, yakın takibe almalı. Davranışlarda oluşabilecek değişiklikler ipucu verebilir. Mesela eskiye göre agresif tavırların izlenmesi, aniden oluşan öfke patlamaları ve davranıştaki kontrol kayıpları. Düşünce dağınıklığı da dikkat edilmesi gereken diğer bir durum. Çocuklarınıyakından izleyen ebeveynler bu tür davranış değişiklikleri görmeleri halinde  ne yapılması gerektiği konusunda uzmandan destek alabilirler. 

 UYUŞTURUCUNUN YAŞI YOK
Ayrıca şunu da belirtmeden geçmek istemem. Uyuşturucunun yaşı yoktur. Uyuşturucu çoğu zaman bir kaçış ya da sığınma methodu olarak görüldüğü için her yaşta insan bu tehlikeye maruz kalabilir. 18 yaşındaki bir insan ne kadar risk altında ise, 40 yaşındaki de hemen hemen aynı derecede risk altında bulunmaktadır.

    HEKİMLİK FEDAKARLIKTIR    

İş temponuz yoğun. Hekimlik zor değil mi ?

Konuşmamın başında da belirttiğim gibi, ABD’ye gittiğimde ilk olarak, orada tıp okuma teklifini aldım. Beni oldukça etkilemişti. Ailemin de teşviki ile tıp okumaya karar verdim. Hekimlik büyük fedakarlık isteyen bir meslektir. Evrenseldir.. Mesleğimi çok seviyorum. İnsanlara yardım etmek, sorunlarına çözüm bulabilmek güzel duygu.

     Gençlere tavsiye eder misiniz ?

Kesinlikle evet. Tıp okumalılar. Eğer ilgileri varsa psikiyatri bölümünü de seçmelerini tavsiye ederim. Zira Almanya’da bu alanda çok büyük ihtiyaç bulunmaktadır. Hastalara kendi dilleriyle hitap edebilmek ve onları anadillerinde tedavi edebilmek güzel bir duygu. Bu bakımdan buradaki gençlerimizin meslek seçimi konusunda sağlık alanına yönelmelerini faydalı buluyorum. Globalleşen dünyada birden çok kültürü tanımaları ve dil bilmeleri de bu alanda işverenler tarafından tercih sebebi sayılacaktır.

Eklemek istediğiniz bir konu var mı ?
Son olarak tüm vatandaşlarımızın yeni yılını en içten dileklerimle kutlar, yeni yılın sağlık, esenlik ve huzur getirmesini dilerim.



Editör Avrupa Sağlık    Tarih 31 Aralık 2017, 14:35

YORUM YAZ
BU HABER İÇİN HENÜZ YORUM EKLENMEMİŞTİR.
 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Avrupa Sağlık hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
DİĞER Başarıya Koşanlar HABERLERİ
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
YTB'den yurt dışına burs desteği Berlin Türkiyemspor, 40. yaşında Sağlık turizmcileri Kuş Adası'nda buluşuyor. Kızılay’dan Zambiya’ya destek
 
SAĞLIK-MİZAH
 
EN ÇOK TIKLANANLAR
 

www.avrupasaglik.com’da yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü telif hakkı Avrupa Sağlık Dergisi'ne aittir. Yazılı izin alınmadan kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.

Adres : Avrupa Sağlık Dergisi, Sehret Str. 26, 63225, Langen, Deutschland
Tel : +49 +(0) 177 86 133 52